FETİH.ORG

البلد

Beled Suresi

Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali

Sure No
90
Ayet
20
İniş Yeri
Mekke
İniş Sırası
35
Anlamı
Şehir

Beled Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 90. suresidir; 20 ayettir ve Mekke döneminde inmiştir. Adının anlamı: Şehir. Aşağıda surenin tamamını Arapça metni, Türkçe okunuşu ve Diyanet meali ile ayet ayet okuyabilir, tilavetini dinleyebilirsiniz.

Arapça tilavet (el-Afâsî)
Türkçe sesli meal

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1#

لَآ أُقْسِمُ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ

La uksimu bi hazel beled.

Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.

2#

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ

Ve ente hıllun bi hazel beled.

Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.

3#

وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ

Ve validin ve ma veled.

Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;

4#

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِى كَبَدٍ

Lekad halaknel insane fi kebed.

İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.

5#

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ

E yahsebu en len yakdira aleyhi ehad.

İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

6#

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا

Yekulu ehlektu malen lubeda.

"Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.

7#

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ

E yahsebu en lem yerahu ehad.

O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?

8#

أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ

E lem nec'al lehu ayneyn.

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?

9#

وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ

Ve lisanen ve şefeteyn.

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?

10#

وَهَدَيْنَـٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ

Ve hedeynahun necdeyn.

Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?

11#

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ

Fe laktehamel akabete.

Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.

12#

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ

Ve ma edrake mel akabeh.

O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?

13#

فَكُّ رَقَبَةٍ

Fekku rekabetin.

O geçit, bir köle ve esir azadetmek,

14#

أَوْ إِطْعَـٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ

Ev ıt'amun fi yevmin zi mesgabeh.

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

15#

يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ

Yetimen za makrabeh.

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

16#

أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ

Ev miskinen za metrabeh.

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

17#

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ

Summe kane minellezine amenu ve tevasav bis sabri ve tevasav bil merhame.

Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.

18#

أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Ulaike ashabul meymeneh.

İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.

19#

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Vellezine keferu bi ayatina hum ashabul meş'emeh.

Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.

20#

عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ

Aleyhim narun mu'sadeh.

Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.